voicepress.az

SON DAKİKA

Deniz Gezmiş, Elverdi'ler, Soyer'ler ve Ülkücüler!

3-02-2019, 21:00

Deniz Gezmiş, Elverdi'ler, Soyer'ler ve Ülkücüler!

Yıl 2004...

Siirt'te ara seçim yapıldı, Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan Başbakan oldu.

Danışmanlığını yaptığım Başbakan Yardımcısı Ertuğrul Yalçınbayır kabine dışı kaldı.

Ben de Basın Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı emrine verildim.

Ankara-Kızılay-Güvenpark'taki merkez binada, başbakan ve yardımcılarının bulunduğu üçüncü kattan birinci kata indirildim!

Yukarıdan aşağı indiğimde kapıda yazan isimlerden biri tanıdıktı.

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ile Hüseyin İnan'ı idam sehpasına gönderen Mahkeme Başkanı Ali Elverdi'nin oğlu Atilla Elverdi...

****

"Şarkışlaya düşürmesin oy oy/Allah sevdiği kulunu oy oy/Gemerek'te çevirmişler Deniz Gezmiş'in yolunu. Ne olaydım, ne olaydım/okur-yazar olaydım oy/Deniz mahkemeye düşmüş/avukatı ben olaydım, oy oy" türküsüyle büyüyen birisi olarak, oğul Elverdi'den uzak durmaya çalıştım.

Ancak görev gereği sık sık karşılaşmak zorunda kaldık, konuştuk.

Ortak noktamız babasının memleketi Mustafakemalpaşa'ydı.

Zaman geçtikçe dostluğumuz ilerledi hatta Bursa'da onu ağırladım, Mustafakemalpaşa Koşuboğazı'ndaki (daha sonra sattıkları) arazisine onu götürdüm.

****

Sıcak, sempatik bir insan profili çizdi Atilla Elverdi.

Çocukken Deniz Gezmiş'in hücresine girdiğini anlatmıştı bir keresinde...

***

Babası Ali Elverdi, uzun yıllar kendini bilmeden yaşadı ve nefes borusuna takılan yemek artıkları nedeniyle boğularak yaşama veda etti.

Cenaze töreninde büyük oğlu İskender Elverdi şöyle anlatmıştı babasının durumunu:

"1982'de MS hastalığına yakalandı. Zaten o tarihten bu yana da inzivai bir hayat sürdü. Hızlı bir gelişimle ilerledi hastalığı. Yürüyemiyor, elleri tutmuyor, konuşamıyordu. Son haftayı da yutkunma güçlüğüyle geçirdi. Zaten ölümünün nedeni de bu. Bakıcının anlattığına göre her şey normal giderken, yutkunma zorluğundan dolayı yaşamını yitirmiş. Çok yoğun tehdit almıyordu. Bizlere yansıyan, bizi hedef alan bir tehdit ise hiçbir zaman olmadı. Zaten üzerinden çok zaman geçti. Düşünün 1972'de mahkeme başkanlığı yaptı. 1974'te emekli oldu. Milletvekili seçildi. 1980 ihtilali ile milletvekilliği son buldu. Sonra da hastalığa yakalandı."

Ali Elverdi'nin ölüm tarihinin Nisan 2010 olduğunu anımsatayım.

****

Ali Elverdi'ye karşı "nefret duygularımın" nedeni Deniz Gezmiş'i asma kararı vermekten öte bir konuşmadaki sözleriydi:

"Neye üzüldüm biliyor musunuz, bu hainler için devletin 25 kuruşluk kurşun kalemini kırdığıma üzüldüm!"

Sizce, darağacına gönderilen üç fidan için söylenen bu sözler Allah'ın ve de vicdanı olanların gücüne gitmemiş midir?

****

Ali Elverdi bir hakimdi ve idam kararını veren kişiydi.

Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan cinayetlerine karşı Demirel başta olmak üzere dönemin siyasetçilerinin üç cinayetle ödeşme isteğinin emir erliğini yapmıştı.

Kalemini kırdığı gençlerin ölümünü de hapishane avlusundaki bir ağaca yaslanarak "zevkle" izlemişti.

****

Oysa Albay Nurettin Soyer, sadece bir savcıydı; idam isteyen iddianameler yazmaktan öte işlevi olmadı.

12 Eylül yönetiminin "Biz iki tarafa da eşit mesafedeyiz" yalanının uygulayıcısıydı.

Unutmayalım ki, 12 Eylül'de idam edilenlerin, faili meçhul cinayete kurban gidenlerin, işkence görenlerin, işten atılanların, gözaltına alınlarının ezici çoğunluğu sol görüşlüydü.

Yani Nurettin Soyer, görüntüyü kurtarmak için görevlendirilen biriydi.

****

Onun yaptıklarının sorumluluğunu oğlu Tunç Soyer'e yüklemek büyük haksızlık değil mi?

*****

Bu yazının dipnotu: Dindar ama vicdanlı kardeşim Bilal Kayaaltı, "Hani siz iman etmiştiniz. Bin 400 yıl sonra Hz. Peygamber'in Veda Hutbesi'ndeki uyarısına rağmen cahiliye adeti yeniden hortladı. CHP'nin İzmir Belediye başkan adayı Tunç Soyer, babasının yanlışları yüzünden infaz edilmek isteniyor, yazıklar olsun!" diye yazmak zorunda kaldı.

BAŞKA TÜRLÜ BİR TARIMI MÜMKÜN KILAN BAŞKAN!

CHP'nin aday gösterdiği Tunç Soyer'in özgeçmişi başarılarla dolu...

Biri yurt dışı, biri ülke içinde, iki ayrı üniversitede "Uluslararası İlişkiler" ve "Avrupa Birliği" konusunda yüksek lisans yaptı. Türkiye'de tiyatro okulu AST'ta oyunculuk ve yönetmen asistanı oldu. Filistinli kadınların dramını anlatan "Geri Döneceğiz" adlı kitabı Türkçe'ye kazandırdı. İzmir Ticaret Odası'nda önemli görevlerde bulundu. 2009 yılında belediye başkanı olduktan sonra "Yavaş Şehir" hareketini Türkiye'ye taşıdı ve Seferhisar örnek oldu. 2013 yılında İtalya'da merkezi bulunan Cittaslow Birliği Genel Başkan Yardımcılığı'na seçildi. 2014 yılında Sosyal Demokrat Belediyeler Derneği Genel Başkanı oldu.

İngilizce ve Fransızca biliyor.

****

Tarım alanında da Seferhisar'da devrim niteliğinde adımlar attı. Dört basamaklı bir tarım politikası uyguladı.

Üretici pazarları açmak, üretici birlikleri-kooperatifler kurmak, tarım ürününü bir sanayi ürününe dönüştürmek ve yerli tohuma sahip çıkmak...

****

Gödence köyünde bulduğu "Topan Karakılçık Buğday Tohumu" ile yerli ve milli tohum hareketini başlattı. Kurduğu Can Yücel Tohum Merkezi'nde 280 çeşit yerli tohumun çoğaltılmasını sağladı ve Türkiye dört bir yanına ücretsiz dağıttırdı.

"Başka Bir Tarım Mümkün" sloganıyla çiftçiye alım garantili yerli buğday ektirdi. 'Ata Ekmeği' üretimini sağladı.

****

Tarımın çökertildiği, çiftçinin bitirildiği bir dönemde, İzmir Adayı Tunç Soyer, Seferhisar'da yaptıklarını İzmir'in tümüne yayarsa, bundan sadece Ege bölgesi değil tüm Türkiye kazançlı çıkar.





Tanınmış Türkiyeli yazar Yüksel Baysal
Özel olarak VOİCEPRESS.AZ için


Mətndə səhv var? Onu siçanla seçin və Ctrl+Enter düyməsini basın.
İzlenme: 978
ŞƏRH YAZ
BENZER HABERLER
YALOVA HABER
BÜTÜN XƏBƏRLƏR
HABER AKIŞI
BÜTÜN XƏBƏRLƏR
ARXİV
«    Ekim 2019    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031 
YANPRESS


Flag Counter